27 Aralık 2016 Salı

aforizma 253

Farkındalık kapısı ancak tüm kabullenmeleri terk ettiğimizde açılır.

25 Aralık 2016 Pazar

aforizma 252

Gerçek bilgi öğrenerek değil keşfederek gelir. Öğrendiğin şey kulaktan dolmadır ve onu bir başkasından öğrenirsin. Diğer kişinin tüm zanları ve kabullenişleri de o bilginin içindedir. Bilgi kuşaktan kuşağa aktarılmış da olabilir ve bu durumda bilgi sandığımız şey sadece kabullenişler yığını olarak karşımıza çıkar. Okullarda da çoğu zaman bu tür bilgiler aktarılır. İnsanlığın kabul ettiği bilgiler, alışkanlıklar... Çoğumuz bu bilgilerle kendi zihnimize sağlam duvarlar öreriz. Halbuki keşfetmek öyle değildir. Çok az insan keşfeder. Keşfettiğin bilgiye uyanırsın, öğrendiğin bilgi ise uyutur. Şu anda bir çoğumuz uyumaya devam ediyoruz. Bilge kişi bilgiyi keşfeden yani bilgiye uyanan kişidir. Öğrenmek zihinle, keşfetmekse kalple olur. Günümüzde ise zihinler açıldıkça kalplerden uzaklaşıyor ve zihnimizin daha çok esiri olmaya devam ediyoruz.

aforizma 251

Tarih affeder, bilinçaltı affetmez...

24 Aralık 2016 Cumartesi

aforizma 250

Çağımızın en önemli sorunlarından biri düşünmek olacak. Çünkü yanlış düşünüyoruz. Yanlış düşünmek düşünmemekten daha büyük bir sorun.

aforizma 249

Dahiler şeytanla dans ederler...

23 Aralık 2016 Cuma

aforizma 248

Sürekli çabalıyoruz... Önce insan olarak doğup, sonra insanlığımızı kaybedip, ardından tekrar insan olmaya çabalıyoruz.

10 Aralık 2016 Cumartesi

aforizma 247

Bulduklarımızı beklentilerimiz belirler...

28 Kasım 2016 Pazartesi

Devrimciler ve Girişimciler

Girişimciler ve devrimciler iki farklı dünyanın silahşörleridirler. Her devrimci aynı zamanda bir girişimcidir. En iyi girişimcilerse devrim niteliğinde işler yapanlardır. Ama biz nedense onları iki farklı kutuptaymış gibi değerlendiririz hep. Devrimci kapitalizm karşıtıyken girişimci kapitalizmin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Zeki bir çocuk girişimci ya da devrimci olarak tercihini kendisi yapar. Bazen de şartlar neyi gerektirirse onu olur. Ama hamur hep aynı hamurdur. Bu durumda Trump Küba'da, Castro Amerikada doğmuş olsaydı eğer belki de Castro amerikanın başkanı olabilirdi. Ama Trump muhtemelen Kübada bakkal dükkanı açıp zamanla mini markete çevirirdi. Trump burada kötü örnek oldu farkındayım

23 Kasım 2016 Çarşamba

aforizma 246

Yaşadığın herşey bitmiş olandır...

21 Kasım 2016 Pazartesi

aforizma 245

Herkes kendisini güneş kadar sonsuz sanır.
Oysa mum ışığının titremesi kadar kısadır hayat...

20 Kasım 2016 Pazar

aforizma 244

Düşünüyorum öyleyse varmışım gibi yapabilirim...

aforizma 243

liderlik bedel ödemeyi göze almaktır...

12 Kasım 2016 Cumartesi

aforizma 242

Eskiden sadece filozoflar düşünür halkın geri kalanıysa pek de düşünmeden mutlu, mesut şekilde yaşardı. Şimdiyse hepimizin zihni alev topu gibi çalışıyor. Modern hayat yüzünden düşünmek zorunda kaldığımız o kadar çok şey var ki modernizme bağlandıkça düşünmeye de aynı oranda bağlanmak zorunda kalıyoruz. Bu da düşünmeyi gerekli bir eylem olmaktan çıkarıp bağımlılık haline getiriyor. Belki de bu yüzden anda kalmayı öğütleyen uzak doğu felsefeleri hiç olmadığı kadar popüler. Çünkü ancak o zaman zihnimizi dindirip beynimizi soğutabiliyoruz. Zihin her zaman şüphe duyar. Her zaman uyanıktır. Zihni düşüncelerle çok fazla meşgul olan kişi gece uyuyamaz. Yoğun şekilde zihni kullanmak hem beyine hem bedene zarar verir. Bu zihin kullanma hastalığının adı ise: Düşünmek. Düşünmek yüzyılımızın hastalığıdır. Hepinize düşüncesiz günler dilerim.

30 Ekim 2016 Pazar

aforizma 241

Gerçek dost hataları gören değil, örtendir...

aforizma 240

Hayatta hiçbir şey düşünmekten daha önemli olamaz. Her şey bir düşünceyle başlar. İnsan olmanın ilk kuralıdır düşünmek.

29 Ekim 2016 Cumartesi

aforizma 239

Önemli olan sahip olmak değil, "olmak"tır...

26 Ekim 2016 Çarşamba

aforizma 238

Cahilliğin mutluluk getirdiği bir dünyada düşünebilmek başa beladır.

22 Ekim 2016 Cumartesi

aforizma 237

Kötü insan yoktur. Sevgisiz insan vardır.

16 Ekim 2016 Pazar

aforizma 236

İyi olmak şart değil, kötü olma yeter.

14 Ekim 2016 Cuma

aforizma 235

Yapmak için doğduğun şeyi çok hızlı öğrenirsin.

10 Ekim 2016 Pazartesi

aforizma 234

Kızmak istediğinde kız,
Sevmek istediğinde sev,
Öfkelendiğinde harekete geç...
Eğer bunları yapmazsan sadece dışarıdakileri değil, kendini de kandırmış olursun. Bedenine ve ruhuna yalan söyleme. Bunu yapmak zordur ama bir yalancı olmak istemiyorsan anı yaşa...

aforizma 233

Ekmek yoksa televizyon izleyin.

9 Ekim 2016 Pazar

aforizma 232

"Hiçbir şey" sadece hiçbir şey değildir. Hiçbir şey olarak aynı zamanda "bir şey" olmaktadır. Hiçbir şey olan bir şey... Yokluğun varlığı...

aforizma 231

Çalışmak zekadan daha önemlidir. Çünkü çalışmadığın sürece zekan hiçbir işe yaramaz. Yaratıcılık çalışmaktan daha önemlidir. Çünkü yaratıcı çözümler sayesinde daha az çalışarak daha çok üretebilirsin. İyi olmaksa hepsinden daha önemlidir. Çünkü iyilik hayatın özüdür ve her şey iyilik için olmalıdır.

22 Eylül 2016 Perşembe

aforizma 230

Günümüzde insan ömrü üçe ayrılır:
0-30 tecrübe edinme dönemi,
30-50 branş uzmanı,
50- sonrası insan uzmanı.
İnsanları en verimli zamanında emekli ediyorlar. Bu yanlış.
Halbuki her yaşın kendi güzelliğini üretime dönüştürebilir insan.

21 Eylül 2016 Çarşamba

aforizma 229

Öncelikler hayatımızı belirler. Sonraya bıraktıklarımızsa geleceğimizi...

20 Eylül 2016 Salı

aforizma 228

Gerçek, kainata hakim olan tek şeydir ve tüm zamanların sonu geldiğinde geriye sadece o kalacak.

13 Eylül 2016 Salı

bir diyalog

Bir takipçimden gelen bir soru ve ona verdiğim cevap aşağıdadır.

Soru: Cem Bey, bir yazınızda hayatın hiçlik olduğunu söylemişsiniz. Bunu ne anlamda söylediniz?

Cevap: Hiçlik derken yaşamın bir rüya gibi olmasına atıfta bulundum. Yaşam o kadar kısa ki varmı yok mu belli bile değil halbuki ölüm sonsuz.

Soru: Ama rüyaya müdahale edemiyorken yaşama müdahale edebiliyoruz. Bunu nasıl açıklayabilirsiniz?

Cevap: Bu da hayatın yanılsamalarından biri. Rüyanın içindeyken rüyayı gerçekmiş gibi yaşıyoruz ve müdahale edemesek bile etmeye çalışıyoruz. Aynısı hayat için de geçerli. Hayata da pek müdahale edebildiğimiz söylenemez ama içindeyken ediyormuşuz gibi görünüyor. Tıpkı rüyadaki gibi.

Soru: Peki ölümün sonsuz olduğunu nasıl bilebiliyorsunuz?

Cevap: Bilmiyorum ama ölüm yaşamın yanında sonsuz gibi görünüyor. Bu karanlığın sonunda bir ışık görmeye çalışmak gibi bir şey. Eğer ışığı göremiyorsanız ya ışık çok uzaktadır ya da hiç yoktur. Her halükarda yaşamla ölüm arasında zamanla zamansızlık kadar fark var. 

aforizma 227

Yaşam var olmak iken ölüm yok olmaktır diye düşünürüz hep. Ama tüm hayatımız yaşamın hiçliğini düşünürken ölümün varlığını hissetmekle geçer. Belki de bu yüzden bazı insanların doğumu ölümüyle başlar. Ne büyük adamlar vardı değerleri öldükten sonra anlaşıldı. Ölümlerindeki yoklukları yaşamlarındaki varlıklarından daha güçlüydü çünkü.

12 Eylül 2016 Pazartesi

aforizma 226

En iyisine layıksan en iyisini yapacaksın.

6 Eylül 2016 Salı

aforizma 225

Kendisini sevmeyen bir başkasını gerçek manada sevemez...

1 Eylül 2016 Perşembe

aforizma 224

Düzen, yineleme takıntısı, yineleme, akıl takıntısıdır.

30 Ağustos 2016 Salı

aforizma 223

Başarının üç sırrı: Özgüven, istek ve en önemlisi de pes etmemek...

27 Ağustos 2016 Cumartesi

Genelleme yapmak yanlış mıdır?

Genelleme yapmak yanlış mıdır? Genellleme istatistiğin bir parçasıdır, benzerlerin oluşturduğu bütünü ele alır. Toplum içinde yaşayan her bir fert tabiki farklı karakteristik özelliklere sahiptir ama her toplumun da genelleyebileceğimiz özellikleri vardır. O yüzden akdeniz insanı ya da doğu toplumları şöyledir böyledir deriz. Bizim toplumumuzun da genel özellikleri var. Mesela türk toplumu çay sever derken genelleme yapabiliriz ama bu benim de çay sevdiğim anlamına gelmez. Ben çay sevmiyorum diye de bu genellemeye karşı çıkamam. Genelleme normal bir şeydir ama genel durumlardan özel sonuçlar çıkartmak yanlış olur. Bir ingilize sen emperyalistsin diyemeyiz. özelde bir bireye genel sonuçları uygulayamayız.

24 Ağustos 2016 Çarşamba

aforizma 222

Zihinlerimizi sıkıştıranın yine zihinlerimiz olduğunu anladığımız gün aydınlanmaya başlayacağız.

22 Ağustos 2016 Pazartesi

aforizma 221

değiştirme, değiş... direnme, ak... isteme, ol... bekleme, sev...

13 Ağustos 2016 Cumartesi

aforizma 220

Küçücük mutluluklar da yeter kıymetini bilene...

7 Ağustos 2016 Pazar

aforizma 219

Kainattan alınan ilhamla ortaya konulan sanat eseri aslında yaratıcının bizlere görünen yüzünden başka nedir ki? İki boyutlu ve beş duyulu dünyamızda görüp hissedebildiğimiz herşey yaradanın tezahürü olduğuna göre, evrenden aldığımız ilhamla ortaya çıkarttığımız sanat eserini yaratmış olmasak bile en azından yaratmaya vesile olduğumuz söylenebilir. Bu durumda her halükarda ortaya çıkan eser bir yaratımdır.
İnsanlık tarihi boyunca ortaya çıkan tüm sanat eserleri, bütün medeniyetler, bütün insanlar, hayvanlar ve bitki örtüsü yaratım sürecinin birer parçasıdır. Sanat ve sanatçı arasındaki bağ da içimizdeki yaratıcılığın bazılarında daha kuvvetli ortaya çıkmasından başka birşey değildir... Bu yaratıcılık özelliği - ya da doğurganlık da diyebiliriz - kendinden menkul bir motor gibi evreni sürekli yeniden şekillendiriyor. Tanrı sadece evreni yaratmadı aynı zamanda çok özel bir formül yarattı. Bu öyle bir formül ki yaratılan herşey de sürekli kendini yenileyip çoğalmakta. Matematiksel kurallara baktığımızda herşeyin birbirine uyan formüller etrafında geliştiğini görebiliyoruz. O formüller sistematik bir şekilde kendini yenilerken tanrı belki de gerçekten başka işlerle uğraşıyordur bu sırada :))

4 Temmuz 2016 Pazartesi

aforizma 218

Gördüğüne inanmaktan vazgeçtiğin gün gerçekten görmeye başlarsın.

aforizma 217

Gördüğün her rüya gerçek değildir ama rüyalarını gerçekleştirmek senin elindedir...

1 Temmuz 2016 Cuma

aforizma 216

Bilgeliğe eğitimle değil deneyimle ulaşabilirsin.

aforizma 215

İnsan, hayatı boyunca pek çok şey arar. En çok da gerçek sevgiyi arar...

30 Haziran 2016 Perşembe

Söz Şifadır...

Bankadan ayrılıp eğitmenlik mesleğine ilk girdiğim zamanlarda bir astroloğa gitmiştim. Astrolog yıldız haritama bakıp insanlara şifa dağıtacağımı söylediğinde buna pek bir anlam veremeyerek "İyi de benim şifacılık özelliğim yok ki bu nasıl olacak?" diye astroloğa sordum. Astrolog da bana "Sen sözlerinle insanlara şifa vereceksin" demişti. O gün bu gündür konuşuyorum ve yazıyorum. İndigo Dergisi' ndeki yazılarım bugüne kadar binlerce kez okundu. Hem devlet, hem özel sektörde pek çok kurumsal firmaya eğitimler verdim ve hala da eğitimler vermeye devam ediyorum. Görünürde iletişim, takım çalışması, ikna gibi konuları anlatıyorum ama her eğitimin en kallavi yerinde akışa geçerek insanların ruhlarına hitap edecek konuşmalar yaparak onları şifalandırıyorum. Ders sırasında ortaya müthiş bir enerji çıkıyor ve aynı enerji beni de şifalandırıyor. Evet ben görünürde bir eğitmen ve yazarım ama özünde bir şifacıyım ve sözlerimle insanların önce anlam dünyalarını şifalandırıyorum, ardından da o kişiler maddi dünyalarını değiştiriyorlar. Neyse, sanırım kendimi en çok övdüğüm yazı bu oldu :)

Sonuç olarak diyeceğim o ki söz şifadır. Eğer isterseniz siz de bir şifacı olabilirsiniz. Bunun için mutlaka sihirli ellerinizin olması gerekmiyor. Güzel sözlere sahip olmanız yeterlidir. Ama sözlerinize dikkat etmezseniz zehir de olabilir bu durum. Ağzınızdan çıkan her kelimeye dikkat edin. Sözcükler sandığınızdan çok daha fazla etkilidir. Unutmayın ki ağızdan çıkan her söz şifa da olsa zehir de olsa mutlaka sahibini de etkiler...

22 Haziran 2016 Çarşamba

aforizma 214

Hayatın anlamını ararken hayatın anlamını kaçırmayın...

17 Haziran 2016 Cuma

aforizma 213

Bazen sevmek de nefret etmek de sadece bir tercihtir...

aforizma 212

Sevgi en büyük şifadır...

8 Haziran 2016 Çarşamba

Kişiler Arası İletişimin Üç Sırrı:

İnsanlar gerçekte sizin diksiyonunuzla ilgilenmiyor. Ne kadar çok kelimeyle ya da ne kadar akıcı konuştuğunuzla da ilgilenmiyorlar. Aslında ne giydiğinizin de çok fazla bir anlamı yok. Giyim kuşam sadece başlangıçta sizin hakkınızda bir fikir edinmelerini sağlıyor. İnsanlar sizin onlara ne kadar açık ve yakın olduğunuzla ilgileniyor.

Bir iletişim eğitimcisi olarak ve her şeyden önce bir insan olarak karşılaştığım ve şahit olduğum durumlar sonucunda iletişimin üç tane çok basit sırrı olduğunu farkettim:

1- Her zaman güler yüzlü ol,
2- Lütfen de,
3- Teşekkür ederim demeyi ihmal etme...

Sadece bu üçünü sürekli yaparak her zaman çevreniz tarafından çok kibar ve cana yakın birisi olarak görülebilirsiniz.

5 Haziran 2016 Pazar

aforizma 211

İnsanın kendini aldatması anlamasından daha kolaydır. O yüzden daha çok tercih edilir. Alışkanlıklarımız zamanla inançlarımıza dönüşür. Bazen de tam tersi olur, inançlarımız alışkanlıklara dönüşür. Her iki durum da tehlikelidir. Aslında uyumayı tercih eden kişi için tehlikeli değildir rahattır bu durum. Uyanmak isteyense acı çeker. Çünkü alışkanlıklardan kurtulmak acı vericidir. Olan biteni anlamak istiyorsan önce kalıplarından çıkabilmelisin. Ve bu işin sonu yok. En azından bugüne kadar dibini gören olmadı. Her uyanışın ardından başka bir yatakta uyurken buluyor insan kendini. Ve yine debeleniyor. Bu döngü nereye kadar sürer bilmiyorum ama herşey de döngüler üzerine kurulu.

Evrendeki döngülere bakarsak hayat iç içe geçmiş dairelerden oluşuyor ve bunlar da tıpkı bir spirali andırıyor. Birbirini tekrar eden döngüler. Her akşam uykumuz geliyor. Her birkaç saatte bir acıkıyoruz yemek yiyoruz ve tekrar acıkıyoruz. Düzenli olarak tuvalete gidiyoruz. Birbirini tekrar eden döngüler ama asla zaman üzerinde aynı hizadan geçmiyor. Bütün bunlar da bende hayatın bir spiral olduğu hissini uyandırıyor.

Ayrıca bu böyledir şu şöyledir diye ahkam kesmek niyetinde değilim. Herşeyin göreceli olduğu bir dünyada ahkam kesen aptaldır. Ona inananlar da aptaldır. Ve biliyorum ki ortalıkta bir sürü aptal var. Çünkü böylesi daha rahat geliyor bir çok kişiye. Benim ızdırabımsa tam olarak anlaşılamamak -ki bunu da evrenin döngüsü içinde normal karşılıyorum...

aforizma 210

Hata yaparım diye korkarak hata yapıyoruz...

31 Mayıs 2016 Salı

aforizma 209

Huzur varılması gereken bir noktadan ziyade acıdan arındırılmış bir durumdur yani haldir. Huzura ulaşmak isteyen insan huzuru aramak yerine huzursuzluğu ortadan kaldırmaya çalışmalıdır ki geriye sadece huzur kalsın. Çayın içine attığımız şekerin aslında çayı tatlandırmak yerine çayın acısını aldığını biliyor muydunuz? Yani şeker aslında tatlı değil sadece acıyı bastırıyor ve tadı hissizleştiriyor. Bizler de farkında olmasak da hayatımız boyunca çayın içindeki şekeri arıyoruz. Yaşam için üretilen özel bir şeker yok ama bazı insanlar, bazı hayvanlar, bitkiler ve bazı şeyler hayatlarımıza tıpkı bir şeker gibi giriyor ve hayatın acılığını bizden alıyorlar. Bu bazen kallavi bir sohbet, bazen kucağınızda uyuyan bir kedicik, bazen de lezzetli bir yemek olabiliyor. Hayatınız üç şekerli çay kıvamında geçsin. Şekerleri bulmak da size düşmüş ;))