28 Kasım 2016 Pazartesi
Devrimciler ve Girişimciler
Girişimciler ve devrimciler iki farklı dünyanın silahşörleridirler.
Her devrimci aynı zamanda bir girişimcidir. En iyi girişimcilerse devrim
niteliğinde işler yapanlardır. Ama biz nedense onları iki farklı
kutuptaymış gibi değerlendiririz hep. Devrimci kapitalizm karşıtıyken
girişimci kapitalizmin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Zeki bir çocuk
girişimci ya da devrimci olarak tercihini kendisi yapar. Bazen de
şartlar neyi gerektirirse onu olur. Ama hamur hep aynı hamurdur. Bu
durumda Trump Küba'da, Castro Amerikada doğmuş olsaydı eğer belki de
Castro amerikanın başkanı olabilirdi. Ama Trump muhtemelen Kübada
bakkal dükkanı açıp zamanla mini markete çevirirdi. Trump burada kötü
örnek oldu farkındayım
23 Kasım 2016 Çarşamba
21 Kasım 2016 Pazartesi
aforizma 245
Herkes kendisini güneş kadar sonsuz sanır.
Oysa mum ışığının titremesi kadar kısadır hayat...
20 Kasım 2016 Pazar
12 Kasım 2016 Cumartesi
aforizma 242
Eskiden sadece filozoflar düşünür halkın geri kalanıysa pek de
düşünmeden mutlu, mesut şekilde yaşardı. Şimdiyse hepimizin zihni alev
topu gibi çalışıyor. Modern hayat yüzünden düşünmek zorunda kaldığımız o
kadar çok şey var ki modernizme bağlandıkça düşünmeye de aynı oranda
bağlanmak zorunda kalıyoruz. Bu da düşünmeyi gerekli bir eylem olmaktan
çıkarıp bağımlılık haline getiriyor. Belki de bu yüzden anda kalmayı
öğütleyen uzak doğu felsefeleri hiç olmadığı kadar popüler. Çünkü ancak o
zaman zihnimizi dindirip beynimizi soğutabiliyoruz. Zihin her zaman
şüphe duyar. Her zaman uyanıktır. Zihni düşüncelerle çok fazla meşgul
olan kişi gece uyuyamaz. Yoğun şekilde zihni kullanmak hem beyine hem
bedene zarar verir. Bu zihin kullanma hastalığının adı ise: Düşünmek.
Düşünmek yüzyılımızın hastalığıdır. Hepinize düşüncesiz günler dilerim.
30 Ekim 2016 Pazar
aforizma 240
Hayatta hiçbir şey düşünmekten daha önemli olamaz. Her şey bir düşünceyle başlar. İnsan olmanın ilk kuralıdır düşünmek.
29 Ekim 2016 Cumartesi
26 Ekim 2016 Çarşamba
22 Ekim 2016 Cumartesi
16 Ekim 2016 Pazar
14 Ekim 2016 Cuma
10 Ekim 2016 Pazartesi
aforizma 234
Kızmak istediğinde kız,
Sevmek istediğinde sev,
Öfkelendiğinde harekete geç...
Eğer bunları yapmazsan sadece dışarıdakileri değil, kendini de kandırmış olursun. Bedenine ve ruhuna yalan söyleme. Bunu yapmak zordur ama bir yalancı olmak istemiyorsan anı yaşa...
9 Ekim 2016 Pazar
aforizma 232
"Hiçbir şey" sadece hiçbir şey değildir. Hiçbir şey olarak aynı zamanda
"bir şey" olmaktadır. Hiçbir şey olan bir şey... Yokluğun varlığı...
aforizma 231
Çalışmak zekadan daha önemlidir. Çünkü çalışmadığın sürece zekan hiçbir işe yaramaz. Yaratıcılık çalışmaktan daha önemlidir. Çünkü yaratıcı çözümler sayesinde daha az çalışarak daha çok üretebilirsin. İyi olmaksa hepsinden daha önemlidir. Çünkü iyilik hayatın özüdür ve her şey iyilik için olmalıdır.
22 Eylül 2016 Perşembe
aforizma 230
Günümüzde insan ömrü üçe ayrılır:
0-30 tecrübe edinme dönemi,
30-50 branş uzmanı,
0-30 tecrübe edinme dönemi,
30-50 branş uzmanı,
50- sonrası insan uzmanı.
İnsanları en verimli zamanında emekli ediyorlar. Bu yanlış.
Halbuki her yaşın kendi güzelliğini üretime dönüştürebilir insan.
İnsanları en verimli zamanında emekli ediyorlar. Bu yanlış.
Halbuki her yaşın kendi güzelliğini üretime dönüştürebilir insan.
21 Eylül 2016 Çarşamba
20 Eylül 2016 Salı
aforizma 228
Gerçek, kainata hakim olan tek şeydir ve tüm zamanların sonu geldiğinde geriye sadece o kalacak.
13 Eylül 2016 Salı
bir diyalog
Bir takipçimden gelen bir soru ve ona verdiğim cevap aşağıdadır.
Soru: Cem Bey, bir yazınızda hayatın hiçlik olduğunu söylemişsiniz. Bunu ne anlamda söylediniz?
Cevap: Hiçlik derken yaşamın bir rüya gibi olmasına atıfta bulundum. Yaşam o kadar kısa ki varmı yok mu belli bile değil halbuki ölüm sonsuz.
Soru: Ama rüyaya müdahale edemiyorken yaşama müdahale edebiliyoruz. Bunu nasıl açıklayabilirsiniz?
Cevap: Bu da hayatın yanılsamalarından biri. Rüyanın içindeyken rüyayı gerçekmiş gibi yaşıyoruz ve müdahale edemesek bile etmeye çalışıyoruz. Aynısı hayat için de geçerli. Hayata da pek müdahale edebildiğimiz söylenemez ama içindeyken ediyormuşuz gibi görünüyor. Tıpkı rüyadaki gibi.
Soru: Peki ölümün sonsuz olduğunu nasıl bilebiliyorsunuz?
Cevap: Bilmiyorum ama ölüm yaşamın yanında sonsuz gibi görünüyor. Bu karanlığın sonunda bir ışık görmeye çalışmak gibi bir şey. Eğer ışığı göremiyorsanız ya ışık çok uzaktadır ya da hiç yoktur. Her halükarda yaşamla ölüm arasında zamanla zamansızlık kadar fark var.
Soru: Peki ölümün sonsuz olduğunu nasıl bilebiliyorsunuz?
Cevap: Bilmiyorum ama ölüm yaşamın yanında sonsuz gibi görünüyor. Bu karanlığın sonunda bir ışık görmeye çalışmak gibi bir şey. Eğer ışığı göremiyorsanız ya ışık çok uzaktadır ya da hiç yoktur. Her halükarda yaşamla ölüm arasında zamanla zamansızlık kadar fark var.
aforizma 227
Yaşam var olmak iken ölüm yok olmaktır diye düşünürüz hep. Ama tüm
hayatımız yaşamın hiçliğini düşünürken ölümün varlığını hissetmekle
geçer. Belki de bu yüzden bazı insanların doğumu ölümüyle başlar. Ne
büyük adamlar vardı değerleri öldükten sonra anlaşıldı. Ölümlerindeki yoklukları
yaşamlarındaki varlıklarından daha güçlüydü çünkü.
12 Eylül 2016 Pazartesi
6 Eylül 2016 Salı
1 Eylül 2016 Perşembe
30 Ağustos 2016 Salı
27 Ağustos 2016 Cumartesi
Genelleme yapmak yanlış mıdır?
Genelleme yapmak yanlış mıdır? Genellleme istatistiğin bir parçasıdır, benzerlerin oluşturduğu bütünü ele alır. Toplum içinde yaşayan her bir fert tabiki farklı karakteristik özelliklere sahiptir ama her toplumun da genelleyebileceğimiz özellikleri vardır. O yüzden akdeniz insanı ya da doğu toplumları şöyledir böyledir deriz. Bizim toplumumuzun da genel özellikleri var. Mesela türk toplumu çay sever derken genelleme yapabiliriz ama bu benim de çay sevdiğim anlamına gelmez. Ben çay sevmiyorum diye de bu genellemeye karşı çıkamam. Genelleme normal bir şeydir ama genel durumlardan özel sonuçlar çıkartmak yanlış olur. Bir ingilize sen emperyalistsin diyemeyiz. özelde bir bireye genel sonuçları uygulayamayız.
24 Ağustos 2016 Çarşamba
aforizma 222
Zihinlerimizi sıkıştıranın yine zihinlerimiz olduğunu anladığımız gün aydınlanmaya başlayacağız.
22 Ağustos 2016 Pazartesi
13 Ağustos 2016 Cumartesi
7 Ağustos 2016 Pazar
aforizma 219
Kainattan alınan ilhamla ortaya konulan sanat eseri aslında yaratıcının
bizlere görünen yüzünden başka nedir ki? İki boyutlu ve beş duyulu
dünyamızda görüp hissedebildiğimiz herşey yaradanın tezahürü olduğuna
göre, evrenden aldığımız ilhamla ortaya çıkarttığımız sanat eserini
yaratmış olmasak bile en azından yaratmaya vesile olduğumuz
söylenebilir. Bu durumda her halükarda ortaya çıkan eser bir yaratımdır.
İnsanlık tarihi boyunca ortaya çıkan tüm sanat eserleri, bütün medeniyetler, bütün insanlar, hayvanlar ve bitki örtüsü yaratım sürecinin birer parçasıdır. Sanat ve sanatçı arasındaki bağ da içimizdeki yaratıcılığın bazılarında daha kuvvetli ortaya çıkmasından başka birşey değildir... Bu yaratıcılık özelliği - ya da doğurganlık da diyebiliriz - kendinden menkul bir motor gibi evreni sürekli yeniden şekillendiriyor. Tanrı sadece evreni yaratmadı aynı zamanda çok özel bir formül yarattı. Bu öyle bir formül ki yaratılan herşey de sürekli kendini yenileyip çoğalmakta. Matematiksel kurallara baktığımızda herşeyin birbirine uyan formüller etrafında geliştiğini görebiliyoruz. O formüller sistematik bir şekilde kendini yenilerken tanrı belki de gerçekten başka işlerle uğraşıyordur bu sırada :))
İnsanlık tarihi boyunca ortaya çıkan tüm sanat eserleri, bütün medeniyetler, bütün insanlar, hayvanlar ve bitki örtüsü yaratım sürecinin birer parçasıdır. Sanat ve sanatçı arasındaki bağ da içimizdeki yaratıcılığın bazılarında daha kuvvetli ortaya çıkmasından başka birşey değildir... Bu yaratıcılık özelliği - ya da doğurganlık da diyebiliriz - kendinden menkul bir motor gibi evreni sürekli yeniden şekillendiriyor. Tanrı sadece evreni yaratmadı aynı zamanda çok özel bir formül yarattı. Bu öyle bir formül ki yaratılan herşey de sürekli kendini yenileyip çoğalmakta. Matematiksel kurallara baktığımızda herşeyin birbirine uyan formüller etrafında geliştiğini görebiliyoruz. O formüller sistematik bir şekilde kendini yenilerken tanrı belki de gerçekten başka işlerle uğraşıyordur bu sırada :))
4 Temmuz 2016 Pazartesi
1 Temmuz 2016 Cuma
30 Haziran 2016 Perşembe
Söz Şifadır...
Bankadan ayrılıp eğitmenlik mesleğine ilk girdiğim zamanlarda bir
astroloğa gitmiştim. Astrolog yıldız haritama bakıp insanlara şifa
dağıtacağımı söylediğinde buna pek bir anlam veremeyerek "İyi de benim
şifacılık özelliğim yok ki bu nasıl olacak?" diye astroloğa sordum.
Astrolog da bana "Sen sözlerinle insanlara şifa vereceksin" demişti. O
gün bu gündür konuşuyorum ve yazıyorum. İndigo
Dergisi' ndeki yazılarım bugüne kadar binlerce kez okundu. Hem devlet,
hem özel sektörde pek çok kurumsal firmaya eğitimler verdim ve hala da
eğitimler vermeye devam ediyorum. Görünürde iletişim, takım çalışması,
ikna gibi konuları anlatıyorum ama her eğitimin en kallavi yerinde akışa
geçerek insanların ruhlarına hitap edecek konuşmalar yaparak onları
şifalandırıyorum. Ders sırasında ortaya müthiş bir enerji çıkıyor ve
aynı enerji beni de şifalandırıyor. Evet ben görünürde bir eğitmen ve
yazarım ama özünde bir şifacıyım ve sözlerimle insanların önce anlam
dünyalarını şifalandırıyorum, ardından da o kişiler maddi dünyalarını
değiştiriyorlar. Neyse, sanırım kendimi en çok övdüğüm yazı bu oldu :)
Sonuç olarak diyeceğim o ki söz şifadır. Eğer isterseniz siz de bir şifacı olabilirsiniz. Bunun için mutlaka sihirli ellerinizin olması gerekmiyor. Güzel sözlere sahip olmanız yeterlidir. Ama sözlerinize dikkat etmezseniz zehir de olabilir bu durum. Ağzınızdan çıkan her kelimeye dikkat edin. Sözcükler sandığınızdan çok daha fazla etkilidir. Unutmayın ki ağızdan çıkan her söz şifa da olsa zehir de olsa mutlaka sahibini de etkiler...
Sonuç olarak diyeceğim o ki söz şifadır. Eğer isterseniz siz de bir şifacı olabilirsiniz. Bunun için mutlaka sihirli ellerinizin olması gerekmiyor. Güzel sözlere sahip olmanız yeterlidir. Ama sözlerinize dikkat etmezseniz zehir de olabilir bu durum. Ağzınızdan çıkan her kelimeye dikkat edin. Sözcükler sandığınızdan çok daha fazla etkilidir. Unutmayın ki ağızdan çıkan her söz şifa da olsa zehir de olsa mutlaka sahibini de etkiler...
22 Haziran 2016 Çarşamba
17 Haziran 2016 Cuma
8 Haziran 2016 Çarşamba
Kişiler Arası İletişimin Üç Sırrı:
İnsanlar gerçekte sizin diksiyonunuzla ilgilenmiyor. Ne kadar çok kelimeyle ya da ne kadar akıcı konuştuğunuzla da ilgilenmiyorlar. Aslında ne giydiğinizin de çok fazla bir anlamı yok. Giyim kuşam sadece başlangıçta sizin hakkınızda bir fikir edinmelerini sağlıyor. İnsanlar sizin onlara ne kadar açık ve yakın olduğunuzla ilgileniyor.
Bir iletişim eğitimcisi olarak ve her şeyden önce bir insan olarak karşılaştığım ve şahit olduğum durumlar sonucunda iletişimin üç tane çok basit sırrı olduğunu farkettim:
1- Her zaman güler yüzlü ol,
2- Lütfen de,
3- Teşekkür ederim demeyi ihmal etme...
Sadece bu üçünü sürekli yaparak her zaman çevreniz tarafından çok kibar ve cana yakın birisi olarak görülebilirsiniz.
5 Haziran 2016 Pazar
aforizma 211
İnsanın kendini aldatması anlamasından daha kolaydır. O yüzden daha çok tercih edilir. Alışkanlıklarımız zamanla inançlarımıza dönüşür. Bazen de
tam tersi olur, inançlarımız alışkanlıklara dönüşür. Her iki durum da
tehlikelidir. Aslında uyumayı tercih eden kişi için tehlikeli değildir
rahattır bu durum. Uyanmak isteyense acı çeker. Çünkü alışkanlıklardan
kurtulmak acı vericidir. Olan biteni anlamak istiyorsan önce
kalıplarından çıkabilmelisin. Ve bu işin sonu yok. En azından bugüne
kadar dibini gören olmadı. Her uyanışın ardından başka bir yatakta
uyurken buluyor insan kendini. Ve yine debeleniyor. Bu döngü nereye
kadar sürer bilmiyorum ama herşey de döngüler üzerine kurulu.
Evrendeki döngülere bakarsak hayat iç içe geçmiş dairelerden oluşuyor ve bunlar da tıpkı bir spirali andırıyor. Birbirini tekrar eden döngüler. Her akşam uykumuz geliyor. Her birkaç saatte bir acıkıyoruz yemek yiyoruz ve tekrar acıkıyoruz. Düzenli olarak tuvalete gidiyoruz. Birbirini tekrar eden döngüler ama asla zaman üzerinde aynı hizadan geçmiyor. Bütün bunlar da bende hayatın bir spiral olduğu hissini uyandırıyor.
Ayrıca bu böyledir şu şöyledir diye ahkam kesmek niyetinde değilim. Herşeyin göreceli olduğu bir dünyada ahkam kesen aptaldır. Ona inananlar da aptaldır. Ve biliyorum ki ortalıkta bir sürü aptal var. Çünkü böylesi daha rahat geliyor bir çok kişiye. Benim ızdırabımsa tam olarak anlaşılamamak -ki bunu da evrenin döngüsü içinde normal karşılıyorum...
Evrendeki döngülere bakarsak hayat iç içe geçmiş dairelerden oluşuyor ve bunlar da tıpkı bir spirali andırıyor. Birbirini tekrar eden döngüler. Her akşam uykumuz geliyor. Her birkaç saatte bir acıkıyoruz yemek yiyoruz ve tekrar acıkıyoruz. Düzenli olarak tuvalete gidiyoruz. Birbirini tekrar eden döngüler ama asla zaman üzerinde aynı hizadan geçmiyor. Bütün bunlar da bende hayatın bir spiral olduğu hissini uyandırıyor.
Ayrıca bu böyledir şu şöyledir diye ahkam kesmek niyetinde değilim. Herşeyin göreceli olduğu bir dünyada ahkam kesen aptaldır. Ona inananlar da aptaldır. Ve biliyorum ki ortalıkta bir sürü aptal var. Çünkü böylesi daha rahat geliyor bir çok kişiye. Benim ızdırabımsa tam olarak anlaşılamamak -ki bunu da evrenin döngüsü içinde normal karşılıyorum...
31 Mayıs 2016 Salı
aforizma 209
Huzur varılması gereken bir noktadan ziyade acıdan arındırılmış bir
durumdur yani haldir. Huzura ulaşmak isteyen insan huzuru aramak yerine
huzursuzluğu ortadan kaldırmaya çalışmalıdır ki geriye sadece huzur
kalsın. Çayın içine attığımız şekerin aslında çayı tatlandırmak yerine
çayın acısını aldığını biliyor muydunuz? Yani şeker aslında tatlı değil
sadece acıyı bastırıyor ve tadı hissizleştiriyor. Bizler de farkında
olmasak da hayatımız boyunca çayın içindeki şekeri arıyoruz. Yaşam için
üretilen özel bir şeker yok ama bazı insanlar, bazı hayvanlar, bitkiler
ve bazı şeyler hayatlarımıza tıpkı bir şeker gibi giriyor ve hayatın
acılığını bizden alıyorlar. Bu bazen kallavi bir sohbet, bazen
kucağınızda uyuyan bir kedicik, bazen de lezzetli bir yemek olabiliyor.
Hayatınız üç şekerli çay kıvamında geçsin. Şekerleri bulmak da size
düşmüş ;))
30 Mayıs 2016 Pazartesi
Enteresan adammış Montaigne. Hayatının önemli bir bölümünü ölümü
düşünerek geçirmiş. Sonra aniden bir kaza geçirir ve ölümün kıyısına
gelir. O an anlar ki ölüm anı aslında yaşamdaki milyarlarca andan sadece
biridir ve bizler sadece bir an olan ölüm anını düşünerek milyarlarca
anımızı heba ediyoruz. O günden sonra Montaigne ölümü düşünmekten
vazgeçer ve hayatı yaşamaya karar vererek denemeler isimli meşhur
eserini yazar. Kitap öyle bir eserdir ki Montaigne bazen kitabın başında
aktardığı bir bilginin tam tersini ilerleyen bölümlerde de yazmıştır.
Başka bir yazar olsaydı muhtemelen en başa dönüp yanlış yazdığı bölümü
düzeltirdi ama o düzeltmemiş ve olanca yalınlığıyla kitabı yazmaya devam
etmiştir. Aslında Montaigne insanların fikirlerinin de değişebileceğini
ve geçmişe çok da takılmamak gerektiğini bu mesajla aktarıyordu.
Enteresan adammış Montaigne...
26 Mayıs 2016 Perşembe
aforizma 208
Yaşamın anlamını uzaklarda aramayın. O şu anda ve burada... Onu geçmişte
ya da gelecekte bulamazsınız. Uzaklara yerleştirdiğiniz hedeflerinize
ulaştığınızda mutlu olamayacaksınız. Kurduğunuz hayaller sadece şu anda
ve burada onu kurarken sizi mutlu edebilir. O yüzden hayat basit
yaşanmalıdır. Basit olan yanı başımızdadır ama biz hep zor ve karmaşık
olanın peşinden koşarız. Mutluluğun gelecekte bir yerlerde olduğunu
sanırız. Mutluluğu ne kadar uzağa koyarsak o kadar büyük olacağını
düşünürüz. Halbuki yanı başımızda ve küçücüktür. Anın içinde, küçük ama
çok lezzetlidir...
24 Mayıs 2016 Salı
aforizma 207
Yalancılar gerçek aptallardır. Herşeyin yalan olduğu bu dünyada hala kandırmaya çalıştıkları için...
10 Mayıs 2016 Salı
"Sen olayı yanlış anlamışsın dostum. Batının kültürünü reddedip sadece tekniğini alırsam olay hallolur sandın ama o tekniği oluşturan şeyin o kültür olduğunu anlayamadın. Çünkü batı kültürü denildiğinde aklına sadece hristiyanlık ve disko çıkışı sokağa işeyen kızlar geldi. Bugün batı kültürü dediğimiz şey evrensel değerlerdir ve batıda bulunduğu için batı kültürü diyoruz. Bu değerler demokrasi(gerçek demokrasi), adalet, insan hakları, korkmadan sorgulamak ve bilimin en üst otorite olarak görülmesidir. Bu değerler birkaç istisna ülke dışında avrupanın tamamına yayılmış durumda. Batının buluşlarını kullanınca batıyı yakaladığını zannediyorsun.
Halbuki doğru dürüst tek bir icadın bile yok. I phone'u satın alabiliyor
ve kullanabiliyor olman seni çağı yakalamış yapmıyor ama öyle olduğunu
zannediyorsun. Eskiden kapitülasyonlar vardı şimdiyse yüksek teknoloji
var. Arabanı Japonya'dan, Almanya'dan alıp sonrasında 4 yıl boyunca bu
ülkelere taksit ödüyorsun. Yani 4 koca yıl Almanya için çalışıyorsun.
Arabanla gezince özgür olduğunu zannediyorsun halbuki hayatın
ipotek altında. Bu da köleliğin bir başka boyutu. Yine bizden daha
akıllılar! Kendi kısıtlı çevrende ne kadar geliştiğimizle ilgili
hikayeleri dinleyerek ve başkalarına anlatarak kendini gaza
getirebilirsin ama gerçek bu değil. O aletleri kullanabildiğin için öyle
zannediyorsun sadece. Gerçek bu olmamasına rağmen mutlusun. Çünkü
aptalsın. Aptallar teknolojiyi kullanır hatta teknoloji aptalların daha
rahat yaşaması içindir. Akıllılarsa teknolojiyi üretir ve geri kalan
aptallara satar. Teknolojiye ulaşabiliyor olmanın bedeli de köle gibi
çalışarak taksitleri ödemeye çalışmak olur. O yüzden bu çağın adı
aptallık çağı. Özellikle senin için..." Kendime yazdım üzerinize
alınmayın.
9 Mayıs 2016 Pazartesi
aforizma 206
Ne ekersen onu biçersin.
Nefret kötülüğün tohumu,
Sevgiyse yeter aşka...
Ya sen ne ektin yüreğine?
Nefret kötülüğün tohumu,
Sevgiyse yeter aşka...
Ya sen ne ektin yüreğine?
4 Mayıs 2016 Çarşamba
aforizma 204
Herkes "HİÇ" olmanın derdinde. Ericem derken nihilist oluyorsunuz
farkında değilsiniz. Mesele hiç olmak değil "BİR" olduğunun farkına
varabilmek. Kapak fotoğraflarının gazına gelmeyin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)